|
OSMAN TANBURACI
Alara ALTAN: Sizin geçmişinizi biliyoruz, ama size sorsak Osman Tanburacı’yı nasıl ifade edersiniz? Osman TANBURACI: Babasının oğlu. Has bir Galatasaraylı. Yaşı önemli değil. 50 yi geçmiş bir adam. Mart doğumlu. Galatasaray liseli. Hayatı öpen, kucaklayan. Öyle televizyonlarda göründüğü gibi sert bir adam değil. Bilmiyorum televizyonlarda nasıl görünüyorum. Gülmeyi eğlenmeyi seven bir adam. Futbolu çok sever İstanbul sporda yeşil direkte zamanında top oynamış ve çok erken yaşta Hürriyet gazetesinde göreve başlamış bu güne kadar da gazeteciliği sürdüren bir adam. Evli,2-3 tane çocuğu var kocaman kocaman çocukları var. Var oğlu var. Ezgi Gonca KÜÇÜK: Futbol yorumcusu olmaya nasıl karar verdiniz? Ailenizden bir baskı gördünüz mü? Savaş KARATAŞ: Kendinize has bir üslubunuz var. Yani bir ekol oluşturdunuz diyebiliriz. Spor medyasında bunu başarmak zor olmadı mı? Osman TANBURACI: Zor olmadı çünkü onun için özel bir şey yapmadım. Hiç yorulmadım çünkü bu benim. Yeni bir arayış içinde olmadım. Ama şunun zorluğu dersen; fütursuzum. Kimse beni ilgilendirmez. Ben benim. Ben yazarım, beni beğenen okur, beğenmeyen okumaz. Öyle bir kaygım yok yani illa beni beğensinler diye bir şey yazmam. Belki bu bunun yansımasıdır. Türk dilini çok iyi bilirim. Bu benim merakımdır. Filoloji falan bitirmedim. Türk dili edebiyatı bitirmedim ama ortaokul, lise çağında bile Türk dilinin içinde bulunan bütün kelimelere karşı dikkatim çoktu. Babam çok iyi bir Türkçe üstadıydı. Arapça bilirdi. Öyle biriktire biriktire geldik. Çok dikkatli davrandım, dilimi iyi öğrendim ve çok cesur yazdım. Ay beni beğenirler, okuyanlar anlar anlamaz, ben anlayanlara yazıyorum anlamayanlara yazmıyorum. Beni kim anlıyorsa kim benimsiyorsa üslubumu kim seviyorsa.. Mizah yönüyle yazarım biraz gıdıklarım insanları düşündürürüm. Düşünürken güldürürüm. Ve yazılarım sonunda hiç bir zaman ahkâm kesmemeye yani sonuca varmamaya çalışırım. Beni okuyan kararını versin. Kalle’yi çok seviyorum mesela. Kalleciyim ezelden gönlüm geçmez güzelden diyorum. Kalle öle yapıyor böyle yapıyor falan diyorum ama illa Kalle kalsın demiyorum. O kararı okuyan versin. Uğur SALĞAR: Peki ben biraz futbola girmek istiyorum. Bu sezon çok heyecanlı bir lig yaşıyoruz. Osman TANBURACI: Hop hop... Girerken ofsaytta kaldın... Heyecanlı lig yaşıyorduk... sman TANBURACI: Heyecan bir genç kızın elini tutmaktır, aşktır heyecan... Ondan sonraki heyecan... At yarışında heyecan var, golde heyecan var hayatta heyecan var ama en güzel heyecan sevgi yüklü olandır. Onun için fanatizm kulüpler var FB, GS, BJK onların fanları var. İçin işinde sevgi, aşk olduğu için var ama futbolun heyecanı alabilene var. Mesela biz maalesef sahada yeniliriz ana avrat küfür ederiz. Vur, kır, parçala bu maçı kazan..Bunun sevgiyle ilgisi yok. O kaba kuvvete girer ama ben dünyanın bilhassa futbolun sevgi ve aşk tarafındayım, güzellik tarafındayım. Güzel maç varsa heyecan var. Güzel maç değilse kavganın dövüşün heyecanı olmaz. Alara ALTAN: Medyanın bazı zamanlarda aşırı derecede herhangi bir futbolcuya yada takıma yüklenmesini nasıl buluyorsunuz? Osman TANBURACI: Şöyle düşünüyorum; Türk insanı ne yazık ki medyada bütün Türk insanlarının günahını almamak lazım medyadaki arkadaşlarımız düşünce özürlü. Kolayı seçiyorlar. Bir kelle bulup asıyorlar. Bir maçın üç kurbanı var. Hakem. Öbür kurbanı var gol kaçıran adam. Öbür kurbanı var gol yiyen kaleci. Bütününe bakmayı bilmiyorlar. Çünkü o mesleğin bilgileriyle donanımlı değiller. Bir yere bakıyorlar yetiyor onlara o. Aa hakeme bak penaltıyı vermedi verseydi ne olurdu, hakem aşağı hakem yukarı. Futbolda eleştirmenlik bu değil. Türkiye’deki medya gördüğünü değil, görmesi gerekeni yazıyor ona göre penaltıysa penaltı diyor. Hâlbuki belki gerçek o değil. Onun içinde sapla saman birbirine karışmış vaziyette. Ezgi Gonca KÜÇÜK: Maçları hangi spikerden dinlemeyi seversiniz? Osman TANBURACI: İlker Yasin’den. Kimse beğenmiyor ama İlker Yasin bir üslup bir efendiliktir. Belki şuanda oyuncuların isimlerini karıştırıyor olabilir. E herkes karıştırıyor. Tabi bunların piri üstadı Halit Kıvanç. En güzeli oydu. Yeni gelen arkadaşlarda heyecan vermek için Türkçenin de içine etmesinler heyecanında doruktan yere vurmasınlar. Seyrediyoruz gol diyor. 5 metre uzaktan gidiyor. Yorumculuk bu değil. Yorumculuk ve maç spikerliği herkesin gördüğüne yakın şeyler söylemektir ya da herkesin göremediğine yakın şeyler söylemektir. Çünkü maç anlatan spiker bütün sahayı görüyor. Maçı izleyen sadece ekrandaki yeri görüyor. Spiker bana ekrandan kaçan yerleri söylüyorsa ben kale alıyorum. Yoksa oraları bende görüyorum onları anlatmasına gerek yok. Onları söylüyorsa esas spiker odur. Ve tabi ki taraf tutmayacak. Takım tutacak ama taraf tutmayacak. Savaş KARATAŞ: Spor x deki bir yazınızda okumuştum Hagi mi Carlos mu diye... Onda ben cevabını Hagi diye almıştım. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Savaş KARATAŞ: Yok ben öyle aldım cevabını.
Osman TANBURACI: Çünkü ben sordum hangisi diye... Şimdi tabi 2 boyutu var bu işin dünya çapında Carlos Türkiye’ye gelmiş en iyi adam Hagi. Bir kere onu ayırmak lazım ama Hagi 5 sene burda oynadı Türkiye’de yapılmamış bir UEFA kupasına uzanan 1.adam oldu. Carlos buraya 35 yaşında geldi 1 sene... Bir dahaki sene ne olacak göreceğiz. Türkiye’deki bir kıyaslamada banko Hagi. Dünya kıyaslamasında Brezilya milli takımında 15 sene sol bekliğini yapmak, Real Madrid’te yıllarca oynamak baya bir performanstır. Dünyada Carlos Türkiye’de Hagi... Uğur SALĞAR: En beğendiğiniz futbolcular kimlerdir? Birde beğendiğiniz futbolculardaki kriterler nelerdir? Osman TANBURACI: Yeşil gözlü olacak, uzun saçlı olacak. Şimdi; en beğendiğim futbolcu Gökhan Gönül şu anda çok beğeniyorum onu. Kimi beğeniyorum başka Burak’ı beğeniyordum, sapıttı Uğur Boral’ı beğeniyorum. Mehmet Topal’ı çok beğeniyorum Mehmet Topuz’u beğeniyorum. Niye beğeniyorum? Neşesini beğeniyorum bir kere ben aptal adamı hiç sevmem. Benim aptal dostum olacağına akıllı düşmanım olsun. Ben akla hayranım çünkü akıllı adamın ne yapacağını bilirsin çünkü futbol akıl fizik yetenek. Akıl olmadan hiçbir şey yapamazsın. Mesela Lincoln’un attırdığı gol o ilk ara pası verebilmek bence on üzerinden yirmi not. Hızlı düşüncesine bakarım futbolcunun aptal gibi adam kovalamayacak topu çabuk kullananı severim pas verdikten sonra yerinde durmayanı severim görevini iyi yapanı severim takım oyununa gireni severim 48,000 kere top sektirmiş bana ne. Kendini göstermedikten sonra... Bunların hepsini akıl torbasında toplarım aptal adamdan hayır gelmez Sabri’yi beğenmiyorum aklını koymuyor işin içine. Sadece fizik gücüyle oyun oynamaya çalışıyor Allah bir yetenek vermiş. Mesela Sergen’i kimseye değişmem. Niye? Çok hızlı düşünüyor, çok zeki bir çocuk ama futbolcu ruhu sporcu ruhu olmadığı için anca bu kadar başarabildi. Eğer Sergen’in alt yapısı, eğitimi olsaydı Maradona’dan daha iyi futbolcuydu bir de tabi hakemi kandırmayı severim. Top taca çıkıyor bizimkilerin ikisi de ellerini kaldırıyor. Ya birinizden çıktı niye ikinizde öyle yapıyorsunuz. Bunları yapmayan futbolcuyu severim. Uğur SALGAR: Ergün Pembe mesela. Osman TANBURACI: Evet. Bir de istikrarı severim. Adam gelmiş 18-19 yaşında BJK, FB, GS‘ye 3 sene parlamış sonra kaybolmuş gitmiş Gaziantep’te oynamış. Bana ne... Gelip süreli oynayacak mesela Bülent Korkmaz. Futbolcu kimliği kalitesi ortalama olmasına rağmen 20 senelik performansı onu en öne çıkarıyor. Hakan’ı beğenmem. Hakan GS’de oynamasının nimetlerini kullanmıştır. Bütün takım ona çalışmıştır. Bütün takım ona çalışınca 38 tane kaçırmış 2 tane atmış ona rağmen gol krallığı yaşamıştır. Çok uzun sürede oynamıştır onunda tek avantajı profesör ruha sahip oluşudur. Çok mazbut yaşar erken yatar erken kalkar kimliğini kötü kullanmaz. Onun içinde 38 yaşında şimdi futbol oynar. Hakan’ın profesörlüğünü beğenirim futbol karizmasını hiç beğenmem çünkü çağdaş bir düşünce tarzı değil Hakan’ın oynadığı futbol. Nitekim İtalya’ya gitti oraya buraya gitti bütün takımlar paketleyip geri gönderdi. Dünya ölçülerine uymuyor ama bizim ölçülerimizde kırmadığı rekor yok. Şimdi ben Hakan’a mı kızayım kendimden mi utanayım? Bir tane Hakan çıkarmışız baş tacı etmişiz Dünya kabul etmemiş o adamı ama biz hala rekorların sahibi diye omzumuza alıyoruz. Böyle aptal bir bakış açısına hayatımda sahip olmadım. Bak kimselerde söylemez size bunu... Alara ALTAN: Sizce Türkiye’deki takımlar Avrupa’daki takımlarla mücadele edebilecek kapasitede mi? Osman TANBURACI: Güzel soru. Evet. Bizim sportif yetenek ve son zamanlarda fizik kapasitemiz dünyanın altında değil üstünde. Yani bizim futbol yeteneklerimiz bir yığın dünya milletinin üstünde yani Brezilya’dan sonra gelebiliriz. Ama bizim bütün başarılarımız günlük performansa bağlı. Kaybettiğimiz nokta o. Onlar bir trend yakaladıklarında 10-15 hafta o açıda gidiyorlar. Biz bir hafta iyiyiz bir hafta kötüyüz. Onlarda yok mesela FB Sevilla... Demem ki FB’nin belli bir gücü var ki yenebiliyor Sevilla’yı. Peki Sevilla son 2 senin UEFA şampiyonu. Avrupa şampiyonu peki şimdi Chelse çıktı FB ne yapacak ben buna FB Chelse’yi yener tura çıkar diyemiyorum. Koyduğum tek kriter Sevilla’yı yendiği çünkü performansı yakalarsa Chelse’yi aşar. Ama tekrarlayamazsa kumbar olur 5 tane yiyebilir. Türk futbolunun dünya futboluyla boy ölçüşememesinin tek nedeni devamlılığı yok. Çünkü bizde profesör yok onun içinde ayaklarımızı yere sağlam basmadığımız vakit kafamızı çalıştırmadığımız vakit bir de kolektif oyuna biz alışık değiliz. Ama ortak yapıma girmez 11 ten insanın aynı anda doğruyu düşünmesi gerekir ki o takım iyi oynamış olsun Türkiye’de 11 insan aynı anda aynı doğruyu düşünemez. Çünkü herkesin doğrusu kendine göre ayrıdır. Onun için başaramayız. Ezgi Gonca KÜÇÜK: Dünyada bizim kadar yabancı takımları tanıyan ülke azdır bunu neye bağlarsınız? Osman TANBURACI : Bu bir kültür meselesi kendinde olmayan güzellikleri dünyada arıyorsun bizde 3 tane takım var GS, FB, BJK. Kendi çapında iddialısın ama dünyaya açıldığın vakit yeniliyorsun. Onun için dünyada daha güçlü takımlara Türkiye’de tuttuğun takıma destek arıyorsun kimi Manchester’i Real Madrid’i tutuyor. Onlarla birlikte olmak seni mutlu ediyor kendinde bulamadığın başarıyı Avrupa’da arıyorsun onun içinde daha fazla tanıyorsun. Arayış içindesin o zaman dünyayı tanıma ihtiyacı hissediyorsun. Mesela Azerbaycan Gürcistan... Bizde orada çok değerliyiz bana mailler geliyor. Onlarda GS’yi seviyor. Uğur SALGAR: İspanya’daki 3 F kuralının ülkemizde de geçerli olduğunu düşünüyor musunuz ? Osman TANBURACI: E tabi insanları uyutacak şeyler lazım bunu da daha çok siyasetçiler yapıyor. İspanya kralı yapıyordun bunu yani ot gösterirsin eşek peşinden gider, havuç gösterirsin tavşan onla meşgul olur. Onlar onunla meşgul olur sen başka şeyler yaparsın. Tabi dünyada en kolay şey dans etmek futboldan konuşmak siyasetten konuşmak bu insanları günlük sıkıntılardan korur futboldan konu açtın mı BJK, GS, FB akşam olur. Aa haydi yarına hayır olsun... Bu yüzden kullanırlar bunu hep. Uğur SALGAR : FB’de mükemmel bir teknik gelişme var.. Osman TANBURACI: Sana ne bundan ya ne biçim GS’lisin? Uğur SALGAR: Objektif olmak lazım... Yiğidi öldür, hakkını yeme. Osman TANBURACI: Yiğit mi onlar ya bir Sevilla’yı yendiler diye yiğit yaptın adamları.. Uğur SALGAR: Mecazi açıdan... Osman TANBURACI: Tamam mecazi açıdan... Uğur SALGAR: Amatör branşlardaki başarıları, gelir kaynakları sağlama dünya yıldızları getirmeleri karşısında GS ve BJK’nin çaresizliğini neye bağlıyorsunuz? Osman TANBURACI: Ben GS’yi FB, Bjk’nin karşısına koymam önüne koyarım çünkü GS onlardan çok daha fazla güzel şeyler yapmıştır örnek alınması gereken bir takımdır GS. Sportif açıdan, maddi açıdan örnek vermem çünkü örnek alan batar. Yani GS bu bakımdan değil ama sportif bakımdan belki daha uzun yıllar yapılamayacak başarılara sahiptir tabi FB’de yapılanma, bütünleşme, camia içindeki çatlak sesleri bitirebilmesi yönünden Aziz Yıldırım başarılı işler yaptı ama futbolda devamlılık lazım eğer devamını getiremezsen hiç bir önemi kalmaz. Aziz Yıldırım’ı ve FB yi kutluyorum. Alt yapı ve yatırım tesis açısından baya donanımlı hale geldiler geriye bir tek başarı elde etmek kaldı. Umarım akıllı davranırlarsa başarıyı da elde ederler Türkiye’de bireysel düşünce hakimdir başkanlar sadece ben demeyecekler. Başkanlar işleri delege edecek Faruk Süren’in başarısı buradan gelmektedir. Herkesi GS’nin UEFA kupası ve süper kupa almasındaki başarısı buradan gelmektedir. Herkesi şampiyonluğa alıştırdı Fatih Terim’e imkanlar verdi tek suntayı kendi eliyle toplamadı Aziz Yıldırım bu yanlışa düşüyor. Benden sorulur dediği vakit sportif başarı gelmiyor ama maddi yükselişler devam ediyor. Alara ALTAN: Türkiye’deki takımlar altyapıdaki oyuncularını gelişmeleri açısından diğer kulüplere kiraya verelim mi ? Osman TANBURACI: Şimdi tabi futbolcu oynadıkça güç kazanır deneyim kazanır ne kadar iyi olursan ol, altyapıdan ne kadar iyi yetişmiş olursan ol bir üst grubun içinde mücadele etmedikten sonra kendini bulamazsan bu üç büyük kulübün alt yapıları iyi. Ama bunlar büyük kulüp oldukları için yarışmacı kulüpler yarışırken de gençlere fazla yer vermezler çünkü kaybetme korkuları vardır bu üç büyük kulüplerin dışındaki kulüplerin şampiyonların kaybetme sorunu olmadığı için sene içinde onlara kira verme çok akılcıdır ki GS bunu çok denedi Fatih Akyel vardı B.köy kiraya verdi aldı onu kazandı işte Arda Turan’ı verdi şimdi Ferhat’ı verdi, Uğur’u şimdi Kayseri’ye verdi yani bir sporcu ne kadar çok maç yaparsa o kadar kendini bulur faydalıdır tabi ki. Ezgi GONCA KÜÇÜK: Futbol bahis oyunlarının futbolu eğlenceden çıkardığına inanıyor musunuz ? Osman TANBURACI: Evet inanıyorum. Bu büyük bir endüstriyel olay. İnsanlarda para kazanmanın çeşitli yollarını arıyorlar. Ama bana sorarsan masum bir spor totonun dışında öyle iddialara falan pek taraftar değilim o farklı bir şey o işin ter akıttıkları sporun bir kıymeti var o kıymeti paraya çevirdiğin zaman hoş bir şey değil ama o ayrı o ayrı. Savaş KARATAŞ: Milli takımın iskelet bir kadrosu olmamasını neye bağlıyorsunuz ? Osman TANBURACI: Bir, Futbol Federasyonu. Bu konuda belli bir politikası yok İki, başa getirilen antrenörlerinde böyle bir politikası yok. Türkiye’de başarı bulup işin başında olan insanın bu koltukta ne kadar oturma gayreti sarf edeceğime bağlıdır. Ben bu koltuğu kaybetmeyeyim dersem hiç bir atılım yapamam statümü korurum iki sen daha otururum yürek ister yeniden bir şey yaratmaya bu yüreğin sahibi Fatih Terim di. GS yarattı ama milli takımda yaratamadı. Yerini kaybetmek istemedi oysaki milli takım tez elden değişmeliydi. Bir milli takımın oyuncusu 15 sene aynı takımda oynamaz. Çoktan yenilenmesi lazımdı o cesareti hiç bir antrenör gösteremedi. Ersun Yanal yapıyordu biraz gönderdiler. Fatih Terim de yapamadı Şenol Güneş de yapamadı ağzına yüzüne bulaştırdı Mustafa Denizli de yapamadı. Öyle bir tane iki taneyle olmaz bu iş kendine güvenen antrenör planı programı olan antrenör hemen işe başlar çünkü kulüp takımı değil milli takım. Kulüp takımında 24 tane oyuncu var. Milli takımda bütün Türkiye senin. Kim profesyonel onu al bu yürek işi biraz. Savaş KARATAŞ: Siz milli takımın başında olsaydınız 11 i nasıl seçerdiniz? Osman TANBURACI: Gençlere yer verirdim. Tecrübeyi ihmal etmezdim ama o tecrübeyi oynayabilenlere kullanırdım. Hakan Şükür’e değil Rüştü’ye değil. 25- 26 yaşına gelmiş, olduğu gibi gençlere önem verirdim ana doludan da adam alırdım kafamda oyun şablonuna uygun adamları seçerdim medyanın dedikodusuna hiç kulak asmazdım yarın koltuğumdan gidecekmiş gibi davranıp 20 sene sonranın takımını yapmaya hazırlanırdım kovarlarsa gitmeye hazır olurdum ama bu ülkenin futbolunun ilerlemesi içinde 20 sene sonrakisinin projesini hiç gitmeyecekmiş gibi düşünürdüm bunu yapan varsa Türk futbolu doruklara çıkar maalesef bunu yapan hoca yok bunu yapanı koruyacak federasyonda yok. Onun için olmaz. Gökhan Gönül’ü Mehmet Topuz’u alırdım. Uğur Boral’ı alırdım. Kalede biraz zorlanırdım defansta biraz zorlanırdım. Taramam lazım Türkiye’yi bugün Türk milli takımın göbeği Gökhan Zan’la İbrahim Toraman‘sa yandı gülüm keten helva. Servet yokun iyisi Gs’li Emre iyi ama deneyimi eksik kalkıp ta 35 yaşındaki Emre’yi kafamı kes almam çünkü onun bana ilerisi yok oh kurtulduk Avrupa 2008 gidiyoruz ee ne oldu onlar gitsen ne olur ama genç bir çocukla gidersen o çocuğu bir kere buradan kazanmaya başlarsın. Orda daha iyi oynar bir dahaki turnuvaya daha iyi oynar. Öbürünün vadesi bitmiş niye kullanayım ki onu... Uğur SALGAR: Sporda rekabet bazen şiddete dönüşebiliyor şiddetin sebebi ne sizce ve şiddet nasıl önlenir? Osman TANBURACI: Şimdi şiddetin sebebi evvela genetik. Bu ülke kavga etmeyi seviyor kodu mu oturturum. Bu bizim içimizde kavga ve tartışma var bununda sebebi hayata bakış açımız. Kültürden de vazgeçtim yaşam standardımız yok bizim. Bizim belli bir yaşan adabımız yok bu 1. 2- Eğitimimiz olmadığı için gözümüz yukarıda ama yapabilirlik kabiliyetimiz yok bu rekabeti doğuruyor. Güzel bir kızın yanında ben gezersem onun güzelliğinden faydalanırım. Vay be adama bak! Ne biçim kız götürmüş derler. GS’yi tutarsam UEFA şampiyonu ya bende şampiyonum. Benim tuttuğum takım şampiyon. FB’li Sevilla’yı yendik sen ne diyorsun? Sen Kasımpaşa’ya yenildin dediği zaman sanki Sevilla’yı kendi yenmiş oluyor. Bütün bunlarda rekabeti getiriyor. Şimdi sende büyüklüğüne inanıyorsun bende demeye başlıyor. Yenildiğin zaman namus elden gitti. Yendiğin zamanda sen kimsin? Bu kişisel zafiyet yaşamı algılayamama yaşam standarttın olmamış. Avrupalı yenildiği vakitte alkışlıyor ben seni çok seviyorum ama yenildin diyor bizde seviyorum nasıl yenilirsin oluyor ilk önce bunları aşmamız lazım. Uğur SALGAR: Türkiye’deki yabancı sınırlaması tartışmaları için ne düşünüyorsunuz? Osman TANBURACI: Valla beni Mehmet Auorelio rahatsız ediyor. Şövenst bir ruhum yok dünyaya açığım GS liseliyim 10 yaşında Fransızca öğrenmeye başlamış, din, dil, ırk farkını gözetmeyen bir adamım ama ben buramda ay yıldız varsa o sahte Mehmet olamaz benim Mehmet’im olur Ahmet’im olur varsın yenilsin, Türk takımların da yabancı olur ama sınırsız yabancıya karşıyım iki türlü karşıyım, ülke futbolu biter. Çünkü iki takımda kaleci yabancıysa kaleci yetişme 2 benim evladım daha yetenekli ben buna inanıyorum. Benim gençliğim satın alacağımdan yetenekli ona alacağım milyon dolarları ona yatırırım. Buradan ihraç ederim almak önemli değil. Allah’ın balta girmemiş ormanından getirdin Otomongo’yu ne işe yaradı? Sen buradan kendi adamını gönderiyor musun Nihat gibi İspanya’yı kar oradan buradan para çıkıyor oraya para girecek yani sınırsız yabancı olup o parayla alt yapımda gencimi yetiştiririm çünkü benim gencim onlardan çok daha iyi. Ama ilgi lazım Murat KISA: Son olarak ben bir şey sormak istiyorum. Haneye dayalı büyük sözler söylemesini neye bağlıyorsunuz? Osman TANBURACI: Sen Ahmet Çakar’ı çıplak görmek istiyorsun galiba... Hoş değil bir gün bana yarışmada dediler ki bıyıklarını kes ben bu iddiaya girmedim çünkü futbol sonuçta iddia yapılacak olay değil. Çeşitli etkenler var hava muhalefeti var, bir yağmur yağar çamurda topu kullanamazsan... Hakemin iyi tarafı var kötü tarafı var. Futbolcunun iyi performansı var kötü performansı var. Yani her dakika değişebilir bu işler onun içinde iddiaya girmek gerekmez. Türk medyası düzelmedi mi siyasette düzelmez futbolda düzelmez. Türkiye’deki medya sahibinin sesi medyadır herkes bir takım tutar ona göre yazı yazar. Bu son derece ayıp ve kötü bir şeydir gazeteci gördüğünü yazan ekmeğini helal yiyen adamdır benim gönlümde GS vardır, ama ben GS’yi en çok eleştirenlerden biriyim. Çünkü benim görevim bütün profili okuyucuya yansıtabilmektir. FB’nin de böyle olması lazım ama Türkiye’de medya kafasına göre yapar takip edin futbol yapılan maçları farklı gazetelerden. Her birinde farklıdır. Biri 3 yıldız verip diğeri 7 yıldız verir mi bu medyanın ayıbıdır sonra futbolda iyi haberler alabilmeniz için anarşinin önlenebilmesi için medyanın sorumlu davranması lazım yöneticilerinde. Yöneticilerle medya iç içedir ikisi bir birini tetikler yönetici veya futbolcu aykırı bir laf söylerse medya bunu yazar suçu medyaya atamazsın. Yazarsın ertesi gün adam ben böyle bir şey demedim der. Hâlbuki demiştir. Bu böyle sürer gider. Her zaman söyleriz ki kavgaların görüntüsünü verme çünkü bu adamın amacı oraya çıkmak kendini afişe etmek. Verme bunu bak bakalım bunu bir daha yapıyor mu tribünlere yöneticiler kendi taraftarlarına bedava bilet vererek içeri sokuyorlar o adamalarda kendinden geçiyor ana avrat küfür ediyor iş bitiyor kendi paranı vererek gir daha efendi girersin. Başkasının parasıyla girdiğinde o ne derse onu yaparsın. Medyanın düzelmesi lazım. Mesela her dakika transfer geliyor değil mi? Yüz tane yazıyor bir tanesi geliyor. Hanginiz sorguluyorsunuz? Kimse sorgulamıyor tepkisiz toplumlar koyun gibi güdülmeye mahkûmdurlar. Murat KISA: Yazarların ne çıkarı var? Osman TANBURACI: Manevi çıkarı vardır. Belki maddi. Onu ben bilemem. Ben meslektaşıma kötü bir şey söylemem olmaması gerekenleri söylerim. Bir yönetici kendi koltuğunda devamlılığı sağlamak için medyadan yardım isteyebilir. Her şey bedel karşılığında yapılır sevgide bir bedeldir parada. Kimi emret başkanım ben sana bayılıyorum der yazar öbürü param çıkışmadı başkan der yine yazar. Oysaki gazeteci kalemi satmaz satacağı noktaya geldiğinde kırar. Delikanlı olacaksın dürüst olacaksın ekmeğini doğru yiyeceksin. RÖPORTAJ: MURAT KISA (TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI ÖĞRETMENİ) Uğur SALGAR Ezgi GONCA KÜÇÜK Savaş KARATAŞ Alara ALTAN |