|
Prof. Dr. İLBER ORTAYLI "Milletlerin en önemli meselelerinden biri de dildir." Tam ümidimizi kesmiş ve sesli olarak söylemesek bile içimizden bugün bu işin olamayacağını geçiriyorken, sekreter gülümseyerek buyurun arkadaşlar hocamız sizi bekliyor dediğinde stresimiz bitmiş yerini tarifi zor bir heyecan almıştı. Odasına girdiğimizde yüzü hiç de yabancı olmayan Ortaylı hoca gülümseyen ve güven verici bir duruşla bizi buyur ederek ; “Hoş geldiniz.” Dedi. Açıkçası ne söyleyeceğimizi unutmuştuk. Kısık bir ses tonuyla zorlanarak ancak “hoş bulduk” diyebildik. Fazla uzatmadan konuyu hemen dile getirdik. - “Efendim biz Dr. Kemal Naci Ekşi Anadolu Lisesi öğrencileri olarak sizinle röportaj yapmak istiyoruz eğer izin buyurursanız.” Gibi çok klasik başlangıç cümlesi sanırım oranın havasına pek uymuştu. Zira sarayın her köşesine sinmiş ihtişamdan payımız almış, cümlelerimizi kurarken öğrenci edasından çıkmış, sanki hünkarına “Devleti-i Ali” hakkında mühim meseleler anlatacak bir sadrazam edasına bürünmüştük.
- “çocuklar sizinle röportaj yapmak yerine sohbet etmeyi tercih ederim. Soracağınız soruların cevapları zaten kitaplarımda fazlasıyla var. Onun için soru-cevap yerine konuşalım ha ne dersiniz.” Cümlesi açıkçası hiç beklemediğimiz bir cevaptı ve aslında bu duruma sevinmeli mi yoksa üzülmeli miydik? Ve dahası az önceki o vakur duruşumuz, o sadrazam edamız bu cevap karşısında yok olmuş gitmişti.
- Eeeee haklısınız daha güzel olur. Siz nasıl münasip görürseniz…
- Bu kısa şaşkınlığımızı üstümüzden atamamışken bizi sakinleştiren bir soru gelmişti Hocadan Anadolu Lisesi demiştiniz değil mi?
- Evet efendim.
- Dil önemli bir meseledir çocuklar. Diyebilirim ki özellikle okul çağında sizin en önemli meseleniz dil olmalıdır. Ana dilinizi doğru kullanmaya özen gösterin. Milletlerin en önemli meselesi dil olmuştur tarih boyunca. Ve milletler dilleriyle var olmuşlardır. Elbette ki yabancı bir dil ve hatta mümkünse iki veya daha fazla yabancı dil öğrenilmelidir. Ama kendi konuşma dilinizi en doğru şekilde kullanmak hele sizin gibi Anadolu Lisesi öğrencileri için kaçınılmaz olmalıdır. Bakınız bizler göçebe bir kültürün torunlarıyız. Ve Türk dili bu münasebetle birçok medeniyetin devletin ve oluşumun tesirinde kalmıştır. Bu dilimizde bir zenginlik oluştururken diğer taraftan da kendi öz kimliğini kaybetme tehlikesi yaşamış hatta defalarca bu hadise gerçekleşmiştir. Dolayısıyla dilimize sahip çıkmak öncelikli görevimiz olmalıdır.
Yeni nesilden hep Ümitli oldum bu güne kadar bundan sonra da olmaya devam edeceğim. Ancak özellikle son dönemlerde evlere internetin girmesiyle birlikte değişen iletişim şeklimizle birlikte dildeki yozlaşmanın ve tahribatın arttığını kaygıyla izlemekteyim. Bundan sonraki süreç neyi gösterir hep birlikte göreceğiz ancak şu anki gidişat hiç de olumlu bir tablo çizmiyor. Bununla birlikte dili aynı zamanda kimliğin de bir ifadesi olarak da görmek mümkündür. Çünkü kişilerin kültürel kimliklerinin oluşumunda en önemli etken dildir. İçine ait olduğunuz kültürü siz ancak dille çözebilir ve kendinizi ancak dille ifade edebilirsiniz. Bakınız şu anda hepiniz lise çağındaki insanlasınız ve kendinizi çevrenize ifade etmek, sosyal çevrede bir yer edinmek, kendinizi bu çevreye kabul ettirmek gibi doğal istekleriniz ve uğraşlarınız olacaktır. İşte çevreye uyum sürecinizi dile olan hâkimiyetinizle daha kolay aşabilir ve kabul ettirebilirsiniz. Pek çok üniversitede hocalık yaptım ve gördüm ki; yüksek tahsil alan öğrencilerimin bile altını çizerek söylüyorum maalesef Türkçeye hâkim olamadıklarına ve dillerini doğru kullanamadıklarına şahit oldum. Bu gün pek çok ülke Osmanlı dilini öğrenmeye gayret ediyor. Pek çoğu iki ya da üç ayda Osmanlıcayı öğreniyor. Bize bakıyorum adam bir hafta derse devam ediyor sonra kaçıyor bu çok vahim bir durumdur. Yani kendi öz dilini öğrenmekten uzaklaşan bir toplum. Onun içindir ki tekrar söylemekte fayda var kişinin ve milletlerin en önemli meselelerinden biri dildir. - İlber Hoca bu sözleri bitirdiğinde yüzümüzde hafif bir kızarıklık hissediyorduk. Sanırım anlattıkları bizim de hiç yabancısı olmadığımız bir gerçekti. Evet, efendim sölediklerinize katılmamak elde değil ancak bunda biraz da görsel medyanın etkisi yok mu? Bizlere eğitici yol gösterici olmaları gerekirken bu durumu biraz da onlar körüklemiyor mu?
- Bu şunun ya da bunun yüzünden olmaz eğer ortada bir sorun varsa bu herkesin sorunu ve herkesin suçudur. Kimse bu suçlamada kendi payına bir şey çıkarmaz ama aslında herkes payını almalıdır. Ama özellikle aydın yazarlarımızın bu konu üzerine eğilmeleri gerekir. Her gün okuyucusuna hitap eden bir grubun diline özen göstermesi gerekir. - Söyleşimiz devam ederken İlber Hocanın cep telefonu çalmıştı konuşmasında biraz olumsuz bir görüşme geçtiği anlaşılıyordu. Telefonu kapadığında biraz da sinirli bir şekilde bize hitaben
- İnsan kim ve ne olursa olsun işini çok iyi yapmak zorundadır. Öncelikle yaptığı işi hak etmeli ve de hakkını vermelidir. Birinin ya da birilerinin hatırıyla iş yapılmaz, o zaman yapmaya çalıştığınız iş sizin değil o hatırlı kişinin işi olur ki bu durumda siz de devre dışı kamış olursunuz. Sizin önünüzde yapmanın gereken öncelikle ve yegâne iş okulda derslerinize çalışmak ve önünüzdeki sınava hakkıyla hazırlanmak olmalıdır. Bunu layıkıyla yerine getirdikten sonra devamı gelecek yaptığınız her işten alnınızın akıyla çıkmayı öğreneceksiniz. Ama yapacağınız işleri de ciddiye almalısınız. Hiçbir iş görüldüğü gibi değildir. En kolay saydığınız işin bile kendine göre bir zor tarafı vardır. Onun için bir işi yaparken önce o işi iyi tetkik etmeli her yönü ile düşünmeli ve ona göre bir plan dahilinde işe başlamalıdır. - Hocam aslında biz buraya sizinle tarih ağırlıklı bir söyleşi yapmak için gelmiştik. Tüm çalışmalarımız ve hazırlıklarımız da bu yönde olmuştu.
- İyi de olmuş tarih bilincini kavramak tarihi iyi gözden geçirmek ve onu bilmek çok önemlidir. Tarihini bilmeyen bir nesil düşünülemez hele ki bizim gibi geçmişe sahip bir milletin bireyleri olmak ayrıcalıktır ki onu tanımak özümsemek kaçınılmaz olmalıdır. Araştırmak okumak ve tanımak geçmişin izlerini sürmek sizler gibi gençler için ayrı bir uğraş olmalıdır. Bunca yıllık tarih araştırmalarımda şunu gördüm ki tarihine bizim kadar yabancı bir millet daha yok. Ezbere birkaç tarih bilgisiyle hareket ediyoruz ki bu hem yetersiz hem de tehlikelidir. Yalnız Osmanlı İmrahorluğunun tarihini değil orta Asya’ dan başlayan koca Türk tarihini takip etmeli öğrenmeli ‘efendim ne işimize yarar nasıl olsa okullarda öğreniyoruz bu bize yeterli olur’ diye düşünmemeli vakit oldukça ve mümkünse vakit ayırarak tarihimizi gözden geçirmeli ve nesillere de bunu aşılamalıyız. - Bu sözlerin hepsi bizim açımızdan birer vecizdi. Evet biz gerçekten tarihimize gereken ilgiyi gösteremiyoruz hocam der gibi bir ifadeyle hocanın yüzüne mahcup bir ifadeyle bakarken; sanırım bunun farkına varmış olmalı ki bir devletlu tebaasının her halinden anlayan değil midir, ve ona göre durumu değerlendiren değil midir? Evet biz o görkemli yapının içinde bir tebaaydık ve o hünkar edasıyla bize bir şeyler anlatıyordu.
- Yüzündeki bitmeyen tebessümle tek tek sormaya başladı, okunuzu bitirdiğinizde ne olmayı düşünüyorsunuz.
- Ben Harp okulları dedim hemen ileri atılarak biraz duraksadı kirli sakalının arasından gülümsedi ve bir şey demeden başını çevirerek arkadaşıma sen der gibi bir hareket yaptı. Arkadaşım “ Ben iç mimar okumak istiyorum deyince yüzünün ifadesini değiştirerek geç bunları der gibi el hareketiyle arkadaşımın cevabını beğenmediğini her haliyle belli ediyordu. Aldığı cevaplar onun için ne anlama geliyordu pek anlamadım ama diğer arkadaşıma söz dahi vermeden.
- Geleceğinizle ilgili kararlar verirken çok seçici olmalı çok düşünmeli, her yönüyle değerlendirerek karar almalısınız. Sadece birileri istiyor diye meslek seçiminde bulunmayın seçeceğiniz mesleği öncelikle içinize sindirmeli, evet ben bu işi yaptığımda mutlu olurum diyebilmelisiniz. Tabi sadece bu da değil malum ülke şartları ortada ekonomik anlamda da sizi tatmin edecek meslekler seçmelisiniz. Ayrıca üniversiteler sadece ekonomik anlamda size iş olanakları sağlayacak kurumlar değil, araştırma yapacağınız kendinizi geliştireceğiniz değer kazanacağınız kurumlar olarak bakmalısınız bu yerlere. - Konuşmamız devam ederken korktuğumuz başımıza gelmiş, sekreteri telefonu bıraktıktan sonra İlber hocanın kulağına bir şeyler fısıldamıştı. Anlaşılan hocanın gitmesi gerekiyordu. Bu durumda biz de uzatmadan izin istemeli ve bu hoş sohbeti bitirmeliydik. Hiç de istemeyerek izin istedik.
- Üzgünüm çocuklar gitmem gerekiyor. Ama sizi en kısa zamanda tekrar görmeyi isterim. Çok konuşamadık ancak söylediğim sözlere dikkat edin, düşünün ve yorumlayın. Göreceksiniz ki; bu sözlerimi anlamak zor olmayacak ve kendi mantığınızla meseleleri halledeceksiniz. Bu ülke sizden çok şey bekliyor. Bunu hak edin ve beklentilerin karşılıksız bırakmayın. Sahipsiz hiçbir şey yoktur. Her şeyin sahibi olabileceği gibi bu dilin, tarihin, bu belgelerin bu kültürün, bu değerlerin ve bu toprakların bir sahibi mutlaka vardır. Onlar da hiç şüphesiz sizlersiniz. Ama bunu hak etmek sizin elinizdedir. Bunlara sahip çıkın ve bunları koruyun. İyi günler diliyorum ve ilginize çok teşekkür ediyorum. - - İyi günler efendim biz teşekkür ederiz bu kısıtlı zamanda bu bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için. - İlber hocanın yanından ayrıldıktan sonra Sarayı gezdik sözleri kulaklarımızda çınlarken, gördüklerimiz karşısında ecdadımız şerefle yâd ediyor ve sarayın mistik güzelliğinin keyfini çıkarıyorduk. Kısaca titredik ve kendimize geldik. RÖPORTAJ: Murat KISA ( Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni ) SELİN YILMAZ CANSU TAŞKIN RAZİYE KAYA |
